İnanç Kalıplarınızı Tanıyor Musunuz?

Sahile vuran dalgaların seslerinde kaybolmuştu düşünceleri. Sessiz bir gürültü içinde dinlemeye çalışıyordu kendini. Herşeyin bir başlangıcı olmuştu elbet. Sert bir mizacı olmamıştı hiç; ama yine de bu kadar yumuşak olmak hoşuna gitmiyordu. Daha dik durmalıydı hayata karşı.

Her zaman güçlü olmalıydı. Güneşin batmakta olduğu ufuktaki sessizliğine gömüldü. Yorulmuştu… Ayağa kalkıp yürümeye hiç hali yoktu. Birileri onun için adım atsa ne iyi olurdu.

Öyleye ya, bildiğini sandığı her şey aslında ne kadar az bildiğini göstermek için yaşatılmıştı. “Tamam şimdi oldu!” dediği her büyük adım onu bir başka köşeye fırlatmıştı adeta? Karanlığını tanımadığı  köşelerde görmeyi öğrenmiş, tadını bilmediği acıları büyük umutlara dönüştürmeyi başarmıştı. Güçlü olmak onun için mecburiyetten çok ihtiyaçtı. Acı çekmişti belki, evet yorulmuştu… Lakin takılıp düştüğü her adım, aldığı her yara canını yaksa da ona güç vermişti.  O güçlü olmayı seviyordu ve güçlü olmak için acı çekmek gerektiğine inanıyordu…

Peki ya siz? Neye inanyorsunuz? İnançlarınızın hayatınızı yönlendirdiğini unutmayın…

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir